

|

| ''Et Pişirirken Evrimleştik'' saçmalıklarıyla NTV neden küçük düşmeyi göze alıyor? |
|
Bilindiği gibi tüm dünya, 1.5 asırdır, ateist masonların ve ateist siyonistlerin kapsamlı ve organize planları ile Darwinist propagandanın esiri edildi. Bu kapsamlı propaganda ile devlet kurumları sapkın evrim teorisini savunmak, okullar bu teoriyi okutmak, profesörler inanmadıkları halde bu teoriyi öğrencilerine öğretmek zorunda kaldı. Bu propaganda öylesine pervasızca yapıldı ki, evrim teorisi, şaşkınlık uyandıracak kadar sahte ve akılsızca bir yalan olmasına rağmen, bazı insanlar ister istemez bu olağanüstü derecede ilkel teorinin savunucusu konumuna getirildiler. |
| Darwinistler, kayıp halka sahtekarlıklarından önce şu soruları cevaplasınlar |
|
Her şeyin bilinçsiz, kontrolsüz başıboş tesadüflerle meydana geldiğini iddia eden Darwinistler, insanları “kayıp halka”, “insanın atası” gibi saçmalıklarla aldatacaklarına, önce, HER BİR insanın, HER BİR hücresinin içindeki gözle görülmeyen küçücük bir noktasında HER SANİYE gerçekleşen DNA kopyalanmasındaki yalnızca birkaç detayla ilgili şu sorulara cevap vermelidirler: |
| National Geographic dergisi Ardi yenilgisinden neden bu kadar rahatsız? |
|
Natinoal Geographic Türkiye dergisi, Temmuz 2010 sayısını, Darwinistlerin büyük hüsranlarından biri olan Ardi’ye ayırdı. Ardi’nin büyük bir sahtekarlık olduğu şu an tüm dünya tarafından bilinmesine rağmen National Geographic tarafından evrim adına gösterilen bu çaba, elbette söz konusu sahtekarlıkla ilgili çeşitli noktaların tekrar gündeme gelmesine sebep oldu: |
| Darwinistlerin ''Kromozom Sayısı 48'den 46'ya Düştü'' Aldatmacası |
|
Darwinistlerin uzun zamandır dile getirdikleri “maymunların 48 olan kromozom sayısı, iki kromozomun birleşmesi sonucunda zamanla 46’ya düştü ve sonunda insan oluştu” şeklindeki izahları bazı kişiler için oldukça aldatıcı olabilir. Çünkü anlatım bilimsel açıdan her ne kadar olağanüstü mantıksız olsa da son derece basittir ve konu hakkında bilgisi olmayan kişiler için yeterli derecede ikna edici olabilmektedir. Çünkü bu gibi kişiler, tek bir genin olağanüstü kompleksliğinden ve tesadüfi hiçbir değişime, dönüşüme izin vermeyecek kadar hassas olduğundan habersizdirler. Asıl önemlisi bu kişiler, DARWİNİSTLERİN TEK BİR PROTEİNİN OLUŞUMUNU BİLE AÇIKLAYAMADIKLARI gerçeğini bilmemektedirler. |
| Darwinistlerin ''Yapay Yaşam'' Aldatmacası |
|
Son dönemlerde özellikle Darwinist yayınlarda ön plana çıkarılan bir haber gündeme geldi. Yapay olarak üretilen DNA molekülüne ait bir parça, bir başka hücre çekirdeğine transfer edilmiş ve bu DNA’nın söz konusu hücre içinde çalıştığı gözlemlenmiştir. Bazı Darwinist yayınlarda “sentetik yaşam üretildi”, “yaşayan hücre yaratıldı” (Allah’ı tenzih ederiz) gibi yanıltıcı başlıklarla verilen bu konu Darwinist spekülasyonlara malzeme haline getirilmiştir. Hatta Financial Times gibi bazı yayınlar, evrimcilerin cansızlıktan canlılık oluşturma konusunda hiç bitmeyen hayallerini sonunda gerçekleştirdiklerini dahi iddia etmiştir. Oysa söz konusu çalışma, Darwinistlerin asla açıklamasını yapamadıkları canlılığın nasıl başladığı sorusuna hiçbir cevap vermemektedir. Tam tersine bu çalışma, hücre DNA’sındaki kompleksliğin önemli bir ispatı hükmündedir. |
| Darwinistler Neandertallerle de insanları aldatamadılar |
|
Darwinistler yıllarca, insanın hayali maymun atalarının olduğunu ve bunların da gelişme özelliklerine göre çeşitli kategorilere ayrıldığını iddia ettiler. Australopithecus, Homo habilis, Homo erectus, Neandertal, Homo sapiens gibi hayali sıralamalar yaparak insanın yavaş yavaş dik durmaya çalıştığı, beyninin ve yeteneklerinin gelişmeye başladığı, maymunluktan uzaklaşarak gitgide insanlığa doğru ilerleme kaydettiği telkinini vermeye çalıştılar. Hayali çizimlerle, rekonstrüksiyonlarla yıllarca insanları aldatmaya devam ettiler. |
| Darwinistlerin utanç duydukları ikinci bir Ardi Vakası: Australopithecus Sediba |
|
Geçtiğimiz günlerde Darwinist yayınlarda birdenbire manşet konusu haline gelen hayali bir fosilden bahsetmiştik. Hatırlanacağı gibi dünya çapında Darwinist yayınların tümü, henüz canlının ne olduğu açıklanmamış, fosili kamuoyuna gösterilmemiş, detayları hakkında hiçbir bilgi verilmemiş bir fosili oldukça detaylı şekilde resmedip yayınlamışlardı. |
| Darwinistler Neden Kendilerini Küçük Düşürmekte Bu Kadar Israrlılar |
|
Özellikle son yılları, teorilerinin çöküşü nedeniyle büyük bir hüsran içinde geçiren Darwinistler acaba neden kendilerini ısrarla küçük düşürüyorlar? Tüm oyunları deşifre edilmiş, propaganda ve demagoji ile aldatma yöntemleri insanlara ilan edilmiş, tek bir ara fosil bile olmadığı delilleriyle açıklanmış, 300 milyon fosilin teoriyi ortadan kaldırdığı ispatlanmış ve en önemlisi tek bir proteinin oluşumunu bile açıklayamadıkları açıkça ortaya konulmuş olmasına rağmen, aynı iddiaları neye dayanarak yeniden gündeme getirebiliyorlar? |
| Tek bir serçe parmak fosili üzerinden yaptıkları spekülasyonlarla küçük düşmeyi göze alan Darwinistler |
|
Darwinist yayınlar, yine büyük bir elbirliği içinde son günlerde oldukça ilginç görünümlü bir canlının resmini manşetten yayınladılar. Evrimcilerin ürettikleri hayali resmi aşağıda görülen bu garip canlı, tüm dünyaya bir anda “Üçüncü tür” olarak tanıtıldı. Gazeteler Darwinist iddiaları destekleme amaçlı çarpıcı başlıklar attılar, “Bilinmeyen bir insansı!”, “Büyük Keşif, Ne Neandertal ne Homo sapiens”, “İnsanlık Tarihini Yeniden Yazacak Gelişme”... Haberin altına da şu resmi koydular: |
| Atış Son Hızla Sürüyor |
|
Darwinistlerin yenilgiye uğradıkları ve tamamen çaresiz kaldıkları yaşadıkları panikten anlaşılır. Öylesine şiddetli bir panik içine girerler ki, evrimi diriltebilmek adına Darwinist yayınlarda kontrolsüz bir yayın ağı başlar. Bu yayınlarda savunulan iddiaların ortak özelliği ise şudur: 150 yıllık klasik Darwinist iddiadır ve binlerce kere yalanlanmıştır. Ve dahası, insanlar bunun yalanlanmış sahte bir iddia olduğunu artık ezbere bilmektedirler.
Hiç kuşkusuz ki son yıllar Darwinistler için oldukça zor geçmektedir. Yenilginin bu kadar ani olacağını hesap edememişlerdir. Yenilginin dozu ise, Sayın Adnan Oktar’ın Darwinizm’i yerle bir eden açıklamaları ve itiraz edilemezlik özelliğine sahip yayınları vesilesiyle her geçen gün daha da artmaktadır. İşte günümüzde Darwinist medyada oluşan paniğin de sebebi budur. |
|
|
1 2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
|
|





YARATILIŞ ATLASI DARWINİZM'İ AVRUPA'DA
YERLE BİR ETTİ!
Yaklaşık 1.5 asırdır Darwinist ve materyalist telkinlerin baskısı altındaki Avrupa halkı, Yaratılış Atlası'ndan sonra ilk defa gerçekleri açıkça görme imkanı buldu. Evrim teorisinin bilimsel bir değeri olmadığını, ideolojik kaygılarla gündemde tutulduğunu gözler önüne seren bu eser, Avrupa halkında ciddi bir inanç değişikliğine sebep oldu. Farklı ülkelerde yapılan anketler, Darwinizm'e inananların sayısında önemli bir azalma olduğunu ortaya koyarken, Avrupa'da artık yaratılış inancının hakim olduğunu gösterdi. >>
 |

AKILLI TASARIM yani YARATILIŞ
Bu sitede zaman zaman karşınıza Allah'ın yaratmasındaki mükemmelliği vurgulamak için kullandığımız "tasarım" kelimesi çıkacak. Bu kelimenin hangi maksatla kullanıldığının doğru anlaşılması çok önemli. Allah'ın tüm evrende kusursuz bir tasarım yaratmış olması, Rabbimiz’in önce plan yaptığı daha sonra yarattığı anlamına gelmez. Bilinmelidir ki, göklerin ve yerin Rabbi olan Allah’ın yaratmak için herhangi bir 'tasarım' yapmaya ihtiyacı yoktur. Allah'ın tasarlaması ve yaratması aynı anda olur. Allah bu tür eksikliklerden münezzehtir. Allah'ın, bir şeyin ya da bir işin olmasını dilediğinde, onun olması için yalnızca "Ol!" demesi yeterlidir. Ayetlerde şöyle buyurulmaktadır:
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun emri yalnızca: "Ol" demesidir; o da hemen oluverir. (Yasin Suresi, 82)
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117) |
|